— Genel —

Hayat ve mutluluğa dair

Bir yol düşünün; çiçekler kadar dikenlerin de olduğu.. Çukurların-tümseklerin, inişlerin-yokuşların var olduğu.. Bazen çakıllı, bazen kumlu.. Bazen düz, bazen virajlı uzun bir yol.. Şimdiye kadar gördüğünüz en uzun yol.. Dağlar, tepeler aşıyorsunuz, yağmurlu, karlı ve güneşli günlerde.. Bazen yorgun, bazen dingin bir şekilde.. Her adımda büyüyor, öğreniyor, değişiyor, gelişiyorsunuz.. Her adımda biraz daha yorgun ama biraz daha yakın oluyorsunuz varışa.. İşte; hayat yolunuz gözünüzün önündeki.. O yolda görmek istediğiniz insan; şuan olduğunuz insan mı peki? Peki ya o yolda, çevrenizde gördüğünüz insanlar, olmasını istediğiniz insanlar mı?

En yalnız hissettiğiniz anlarda bile öyle çok insan var ki hayat yolunuzda.. Tanıdığınız, tanımadığınız.. Yollarınızın kesiştiği, ya da ‘keşke hiç karşılaşmasaydım’ dediğiniz.. Yaranızı sarmasına muhtaç olduğunuz, ya da yaralarını sarmanıza muhtaç hisseden..Hayatına dahil olduğunuz, hayatınıza dahil ettiğiniz.. Emek verdiğiniz, sevgi ektiğiniz yollarına.. Hatta hayat yolunuzun rotasını değiştirdiğiniz uğruna.. Ya da uğrunuzda rotasını değiştiren.. Size çiçekler sunanlara sırt çevirdiniz belki.. Belki de sırtlarını döndü kucak dolusu çiçekler sunduklarınız.. Belki hiç görmediniz, bilmediniz arkanızdan koşarak yetişmeye çalışanları.. Belki de görmezden gelmeyi seçtiniz. Ama işte; hepsi orada, hayat yolunuzda ve kendi hayat yollarında.. Dünyadaki milyarlarca insan, yolu bitirmiş ve daha yeni başlayacak olan milyarlarcası daha.. Nasıl oluyor da yalnız hissedebiliyor insan bu kalabalıkta!..

Hayat yolunuzda en mutsuz hissettiğiniz anları düşünün şimdi.. Mutsuzluk nedeniniz beklentilerinizdi belki de.. Ya da söyleyemedikleriniz.. Canınız yanarken, kalbiniz kasıp kavrulurken hiç düşünemediniz. Şimdi düşünün ve kapatın aklınızda açık kalan hesaplarınızı.. Canınızın yandığı o anlara gidin şimdiki halinizle.. Bir de şimdiki sizle yaşayın ve atlatın o trajediyi.. Bir de şimdiki halinizle cevap verin sizi üzen, kıran insanlara.. Cevap verin de; onları orada bırakıp devam edin yolunuza.. Belki arkanıza bakıp yürürken önünüze çıkan papatyaları eziyorsunuz, kimbilir.. Belki de sizi ellerinde kır çiçekleriyle bekleyenleri görmeden geçiyorsunuz.

‘Hayat yolunun tekrarı, molası yok!’

Kanmayın ‘siz giderken ben dönüyordum’ diyenlere.. Sizin yaşadığınız, sizin öğrendiğiniz, sizin kavrulduğunuz kadarıyla değerli hayatınız.. Hayat yolunun dönüşü de yok üstelik!. Tek gidiş var, rotasını istediğiniz gibi çizebileceğiniz.. Hayat karşınıza çıkmaz sokaklar çıkarabilir, ama o çıkmaz sokaklar karşısında hissedeceklerinizi belirleyemez. Hayat yolunuza tümsekler koyabilir, ama o tümseklere takılmak ya da üzerinden atlamak ve bunu yaparken ruh haliniz tamamen size kalmış.. Kaldı ki o tümseklerde düşseniz de, üzerlerinden atlasanız da hayattan öğrendiklerinize yenisini katmış olmuyor musunuz zaten?.. Mutsuzluklarımız da böyle.. Düştüğümüze ağlamak yerine ders çıkarmayı bilmek.. Sahi kaçımız yapabildi bunu şimdiye kadar?..

Hayat yolu uzun, alabildiğine uçsuz-bucaksız.. Bugüne kadar gördüğünüz en uzun yoldan da uzun.. Bazen beş dakika sonrasını bile planlayamazken insan; nasıl sığdırsın ki aklına ortalama yarım asırdan fazla süren ömrünü.. Tek bir hücre ile çıkıyoruz bu yola, ilk nefesimizde ciğerlerimiz yanarken öğrenmeye başlıyoruz: yaşamak acıtan bir duygu mu ki? Sonra -eğer şanslıysak- aşina olduğumuz kokusu ve yolculuğumuza tek başımıza başlarken duyduğumuz kendimizinkine eş kalp atışı ile ellerimizden tutuyor bir melek.. İlk adımlarımız, ilk sözcüklerimiz, ilk kez düştüğümüzde kanayan dizimiz bile hatta.. Herbiri bir başarı öyküsü.. İlk kez merhaba deyişimiz birine, ilk güvenişimiz dostluğuna, ilk kandırılmamız hatta.. Herbiri ilişkilerimize atılan bir temel.. İlk gözyaşımız, ilk isyanımız, ilk haykırışımız.. Herbiri hayatla başa çıkma yöntemlerimizin yapı taşı..

Herkesin yaşanmışlığı farklı, öğrendiği  aynı..

Kimisi oyuncağını kaybettiğinde öğreniyor mutsuzluğu, aynı yaştaki başkası ise babasını kaybettiğinde.. Öyleyse sizin acınız size değerli.. Kim başkasının yüreğinden görebilmişki kendi yüreğini?.. Bir madalya gibi takın göğsünüze acılarınızı.. Onlar tecrübeleriniz sizin hayat yolunda.. ve bir gün dönüp bakın, gurur duyun demir yüreğinizle..

Hayat sizin en kıymetli yolunuz.. Size sundukları da; diken de olsa, çamur da olsa.. Tek bir hayatınız var; ister elinizde uçurtmayla koşun varışa, ister sürünerek toprakta.. İster taç yapın yolunuza çıkan papatyalardan başınıza , ister üzerine basıp karıştırın toprağa.. İster gökyüzünün maviliği, ister baharın yeşilliği süslesin yolculuğunuzu.. Hayat sizin, karar sizin..

Mutlu olmak elinizde, yeter ki yönetmen sandalyenizi kimseye devretmeyin..Esenlikler dilerim..

31.07.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir