— Genel —

Kendinize sorun: ‘Bağımlı mısınız?’

Konuya parmak kaldırarak başlamam gerek sanırım.. İtiraf ediyorum, ben de bir sosyal medya bağımlısıyım..:) Bir süredir adını koyamadığım bu durumu araştırdıkça bugün.. Biraz eleştiri, biraz da öz eleştiri olacak yazdıklarım. Siz de kendinizi ölçmek isterseniz okumanızda fayda var..

Günümüzde teknolojinin sınır tanımayan ve durmak bilmeyen gelişimi ile fizyolojik hastalıklar kadar artış gösterdi psikolojik hastalıklar.. Depresyon, anksiyete, panik atak,  dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, otizm, ruhsal bunalımlar, tahammülsüz insanlar,duygudurum bozuklukları, bağımlılıklar…henüz teşhisi  konmamış bir çok farklı insan profili.. Tek sebebi teknoloji değil elbet; ancak payı azımsanmayacak kadar çok diye düşünüyorum.

Çocuklarımız..

Yemek yemeyi reddeden çocuklarımızın önüne telefon-tabletlerimizi koyuyoruz, dost sohbetlerinde uslu durmayan çocuklar anne-babalarının telefonunda en sevdikleri oyunu hakediyorlar, ev işleri sırasında ise favorimiz televizyondaki bitmek bilmeyen çizgi filmler genelde.. Bu duruma son zamanlarda çocuklarımız adına açılan sosyal medya hesapları da eklendi. Aslında Facebook, Twitter, İnstagram, Snapchat gibi sosyal medya uygulamalarında hesap açma yaş sınırı teorik olarak 13 yaş, Youtube uygulamasında ise 18 yaş.. Teorik olarak dememin sebebi bu konuda hesap açma anındaki beyanın esas alınması.. Herşeyin kolayını bulan insanımız doğum yılını farklı göstererek bu konuya da kendince bir çözüm bulmuş oluyor elbette.. Peki ya sonrası? Kontrol edilemez, sınır çizilemez bir sanal dünyanın içinde herşeye kanma eşiği doğal olarak çok düşük bir çocuk.. Henüz gerçek dünyayı bile tanıyamamışken sanal dünyanın tehlikelerini tasavvur edebilmek bile mümkün değil.. Parkta yaşıtı tarafından itilip düşse olay çıkarıp ‘koruyacağınız’ çocuğunuz sanal dünyada tamamen korumasız..

İnternet ve bilgisayar bağımlılığı kavramına baktığımızda ise konuyu çok daha geniş bir çerçevede ele almak gerek.. Playstation benzeri oyunlar, sanal arkadaşlık siteleri, online kumarhaneler, sanal gerçekliği olan online oyunlar, internet alışverişi bağımlılıkları.. Hemen hemen hepsinin en acı ortak noktası: bağımlılık haline geldiklerini kabullenmenin neredeyse imkansız olması.. Bu noktada ‘bağımlılık’ kelimesinin tanımını yapmak gerek.

Bağımlılık

Bağımlılık en kısa tanımıyla bir varlığa karşı duyulan önlenemez ve karşı konulamaz istektir. Alışkanlıktan öte bir durum olarak bağımlılık, kişinin bağımlı olduğu varlıktan zarar görmesine rağmen onu kullanmaya devam etmesidir. Bağımlılığın oluşmasında psikolojik, çevresel ve sosyal etmenler rol oynamaktadır. Aslında psikolojik ve fizyolojik bağımlılıkların nedenlerine baktığımızda genellikle çok temel bir ihtiyaçtan kaynaklandığını görebiliriz. Bazen bir çevrede kabul görme ihtiyacı, bazen beğenilme ihtiyacı, bazense yaşadığı üzüntüleri bastırma ihtiyacı ile ilk kıvılcımı ortaya çıkar. Sonrasında alışkanlık, kötüye kullanım ve bağımlılık aşamaları gelir. Karşı konulamayan nesne veya varlığın  kişiye zarar verme, sorumluluklarını ihmal etme, kendinden ödün verme boyutlarına geldiği aşamada bağımlılık başlar.

Bilgisayar bağımlılığı

Bu kategorinin içine tablet ve telefonu da dahil etmek mümkün. Aslında bilgisayar bağımlılığı internetin henüz bu kadar yaygınlaşmadığı, bilgisayarlarımızın bu kadar hızlanmadığı döneme, yaklaşık 20 yıl öncesine dayanıyor. Gözlerimiz kızarana kadar oynadığımız oyunlarla ilk temellerini atmış olduk teknolojik bağımlılığımızın.. Sonrasında internet her eve, her cebe, her teknolojik alete girmeye başladı. Bilgisayarlarımızdan telefonlarımıza, saatlerimizden televizyonlarımıza kadar.. Bu yazıda internetin yararlarından bahsetmeyeceğim. Yararları bu yazıda anlatılamayacak kadar çok tabiki, ancak ölçüsünde kullanabilene..

İnternet bağımlılığı

Her ne kadar 10 yıl öncesinde bilgisayardan ayrı düşünülemese de internet artık hayatımızın her alanında çığ gibi büyüyen, hayatımızı kolaylaştıran, bilgiyi ve kişileri erişilebilir kılan bir buluş.. Ancak bu noktada bir ikilem oluşmakta: Bir yandan teorik bilgiyi ve kişileri erişilebilir kılarken; diğer yandan sosyal olarak kişilerden ve pratik bilgiden izole etmesi.. Bunun içindir ki internet kullanımındaki ölçü kavramı ve bağımlılık boyutu bu denli önemli..

İnternetin hayatımızdaki rolünü anlayabilmek için yıllar öncesine gidelim. Çok değil, 15-18 yıl önceki lise hayatımdan hatırladığım bir örnek var aklımda. Dönem ödevleri; hazırlamak için günlerce ansiklopedilerden yaptığımız araştırmalar, her evde bir raf boyunca mevcut ansiklopedi setleri, evimizdeki bilgilerle yazmamız gereken sayfa sayısına erişemeyip komşulara, kütüphanelere gidişimiz, dönem ödevlerini süslemek için kitaplarımızdan, gazetelerden kestiğimiz resimler, düz beyaz kağıdın altına çizgili kağıdı (çizgilerin üzerinden geçilmiş olarak tabi) koyarak binbir zorlukla yazdığımız el yazısı, dönem ödevi kapak sayfasını hazırlayabilmek için büyük fontlarla veya gölgeli yazmaya çalıştığımız yazılar (itiraf: ben kapak sayfasında hep abimden destek alırdım:) )… Bu dönemlerden geçmiş yaşıtlarım ve büyüklerim bunları okuduğunda akıllarında canlananlar ile sonraki nesiller okuduğunda aklında oluşan fikirler arasındaki fark; teknolojinin bu kadar kısa bir sürede nasıl da geliştiğini çok net ifade ediyor. Ancak ifade etmediği diğer konuları açıklamakla teknolojiye bu kadar bağlanmanın yararı kadar zararlarını da anlatmak gerek..

Aynı örnekten hareketle; dönem ödevleri.. Araştırması bir o kadar külfetli, derinlemesine bilgiye erişim bir o kadar zor, araştırmayı yapıp uygun cümlelerle kağıda dökmek, el yazısı ile ödevi hazırlamak, görselini tasarlamak, kapak sayfasını hazırlamak… derken uzun bir süre, ki zaten adı da bir döneme yayıldığı için dönem ödevi.. Bunca zorluğuna değindikten sonra işin farklı bir boyutuna bakmak gerek. Şu an aynı ödevi belki bir gün hatta bir saatte bile hazırlayabilirsiniz. Ama emek, çalışma, araştırma, yardımlaşma, sosyalleşme, öğrenme gibi değerlerden yoksun olarak.. Herşey elimizin altında, ama ölçülü kullanmazsak asıl biz teknolojinin elinin altında olmuyor muyuz?

Sosyal medya bağımlılığı

Sosyal medya bağımlılığı geçtiğimiz 5 yılın konusu.. Bu kadar yeni olmasına rağmen nasıl bu kadar hat safhada olduğunu tartışmak gerek.. Bence sosyal medya bağımlılığı da en temel ihtiyaçlarımızdan birinden besleniyor: beğenilme, kabul görme ihtiyacı.. Eklediğimiz bir fotoğrafın beğeni sayacının bizi bu kadar alakadar etmesini başka türlü açıklayamam sanırım. Hatta çoğu zaman başkasının paylaştığı bir cümlelik anlamlı sözün yeniden paylaşılıp, aldığı beğeni oranında gurur benzeri duygular hissedilmesini de..

Sosyal medyada paylaşılmayan, konuşulmayan hiçbirşeyi yaşanmamış sayıyoruz artık.. Hayatımızı o kadar göz önünde yaşıyoruz ki, insanlar hayatımızın orada gördüklerinden ibaret olduğu izlenimine kapılıyor. Sosyal medya hesapları olmayan insanlara yoksun gözüyle bakılıyor. Çalışırken bile gelen bildirimlere gözümüz kayıyor; iş aralarında, molada, öğlen yemeklerinde, gece uyumadan önce, sabah kalktığımızda sosyal medya hesaplarımızı kontrol etmeden rahat edemiyoruz. Hatta uykularımız kaçıyor bazen, telefon elimizde uyukladığımız oluyor. Yolda yürürken, hatta araba kullanıren bile sosyal medya kullanan Facebook tiryakileri gördüm. Arkadaş sohbetlerimizin baş konusu paylaşımlarımız oldu, ve başkalarının paylaşımları da..

Sanal arkadaşlıklarımız var. Tek kelime bile konuşmadığımız insanları Facebook, İnstagram arkadaşları yapmışız. Hatta iş öyle bir boyuta gelmişki tek kelime bile konuşmadığınız hayatınızda en çok iki kez karşılaştığınız insan sadece sosyal medyada gördüğü kadarıyla eleştirebiliyor sizi.. Peki nasıl oluyor da kendimizi bu sanal dünyaya bu kadar kaptırabiliyoruz? Daha önemli soru; biz teknoloji ile bu kadar iç içe büyümemiş bir nesil olarak kendimizi bu kadar kaptırabiliyorsak çocuklarımızı nasıl bir hayat bekliyor?

7 yıl önce Facebook hesabımı açarken amacım sorunlu hamilelik nedeniyle yatak hapsinde olan bir insan olarak biraz günlük hayatın dertlerinden uzaklaşabilmekti. Şimdi ise günlük hayatımız da Facebook, İnstagram, Twitter, Whatsapp, Youtube oldu ve şimdi bunlardan uzaklaşabilmek için başka bir meşgale bulmalıyız..

Sanal oyun bağımlılığı

Büyük-küçük ayırmayan bir bağımlılık sanal oyun bağımlılığı.. Ödül prensibi ile çalıştığından oynarken aldığınız haz sizi daha da çok oynamaya sürüklüyor. Hatta oyun kodlarına harcadığınız paralar bile gözünüzde küçülüyor. Bağımlı olup olmadığınızı denemek için uygulamayı telefonunuzdan silmeye ne dersiniz? 😉

Sanal kumarhaneler

Sanal kumarhaneler tanımına emek sarfetmeksizin kazanç beklediğiniz herşey dahil edilebilir bence. Yatırdığınız küçük paraları misliyle kazanmayı beklediğiniz herşey de hatta.. Bilgisayar başında oynanan kumarın bağımlılığını gözünüzde masa başı poker partilerinden daha masum gösteren ne sizce? Kuruş kadar küçülebilen paralarla oynamanız mı ya da sanal dünyada olduğunuz için yaşanmamış mı sayıyorsunuz? Bence bilgisayar dahilinde oynanan hiçbir kumarın kazananı olmanızın imkanı yok. Kısa vadede size 5 kazandıranın uzun vadede 500’e malolacağından hiç şüpheniz olmasın!..

Alışveriş çılgınlığı

Özellikle biz kadınları daha fazla büyüleyen bir bağımlılık internet alışverişi.. ‘Çok ucuza getirdim’ mantığıyla çalışan ve hayatınızı kolaylaştırmak adına alışverişi kolay tamamlama menüleri ile alışveriş siteleri; ‘şunu da alırsam kargo bedava olacak’ diye diye gardroplarımıza depoladığımız askılar dolusu giysi, kutu kutu ayakkabılar ve sayfa sayfa kredi kartı ekstreleri ile dönüş yapıyor bizlere.. Yaşadığımdan biliyorum..;) Kurtulmanın ilk adımı telefonunuzdaki alışveriş klasörü adı altındaki tüm o uygulamaları silmek.. Hızlı alışveriş profillerinizden kurtulmak bile büyük bir azalış sağlayacaktır harcama miktarınızda.. Ben kurtuldum, darısı başınıza..;)

Yazdıklarım yaşadıklarım, şahit olduklarım ve araştırdıklarımı içermektedir. En başta da dediğim gibi; biraz eleştiri, biraz öz eleştiri.. Şimdi siz de kendinize dönüp sorun, bağımlı mısınız, değil misiniz? Eğer cevabınız ‘kesinlikle bağımlı değilim’ ise denemek için bir hafta sosyal medya hesaplarınıza bakmamanızı rica ediyorum.:)

Ben mi? Ben de şimdi yazımı yayımlayayım, sonra bir bağımlı olarak sosyal medyada alacağı beğenileri sayacağım.:):):)Mutlu günler dilerim..

04.08.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir