— Genel —

Neden ‘sadeceannemiyim.com’?

Merhaba,

İlk yazımın heyecanı ile açıklamak istediğim ilk şey blog ismim: ”sadeceannemiyim”.. İlkin günahı olmaz derler, sürçülisan edersem affola..:)

Hepimiz hayatta çeşitli görevler üstleniyoruz. Evimizde, iş yerimizde, arkadaş ortamlarımızda, ailemizde, hatta mahallemizde bile bizden beklenen ve aynı zamanda yüklendiğimiz bir çok görev var.. Tüm bu görevler karakterimize, kariyer planımıza, davranış ve tutumlarımıza göre şekilleniyor. Peki ya annelik?

Annelik hayatta üstlendiğimiz bir görev, bir sorumluluk olmaktan çok benliğimize işleyen bir duygu.. Varlığını öğrendiğimiz ilk andan itibaren davranışlarımızı, karakterimizi değiştiren hatta, öylesine güçlü.. Annelikle birlikte birçok şey olabilirsiniz hayatta; hem anne hem evlat, hem anne hem işçi, hem anne hem eş, hem anne hem yönetici, hem anne hem kardeş.. Ve sadece anne olmanızla birlikte birçok şey daha olabilirsiniz aynı zamanda; hem anne hem bebeğinizin beslenme uzmanı, hem anne hem oyuncak tamircisi, hem anne hem en hızlı yara bandı yapıştırıcı(:)), hem anne hem ödev planlayıcı, hem anne hem kuaför, hem anne hem futbol hakemi, hem anne hem oyun arkadaşı, hem anne…..hem deyimler sözlüğü, aynı anda ard arda gelen 12 soruya cevap verebilen bulaşık makinası, ve hatta daha da ileri gidip aynı anda bir çocuğunu emzirirken diğerine hikaye okuyabilen, süper güçleri olan bir kadın..

Anneliğin insana süper güçler kattığına inanıyorum, evet.. Anne olmadan önce ayda 20 gün boyunca geçmeyen migren ağrımın 3-4 güne düşmesini, mesai saatlerinde bile çocuklarımın yemek ve ilaç saatlerini aklıma getirmeyi, iki yıl boyunca her gece 3 saat uyku uyuyarak yine de çalışabilmeyi, top mermisi patlasa bölünmeyecek olan uykuma rağmen bebeğimin kıpırdamasına hemen uyanabilmeyi, birini kendi canından bile çok sevebilmeyi, öğrenmeye aç bir çocuğun Satürn’ün uyduları hakkında 5 dakikada sorduğu 7 soruya (hiç bilmediğiniz halde) araştırıp sabırla cevap verebilmeyi, bebekliğinden yaşlılığına kadar her gün evladına usanmadan dualar edebilmeyi süper güçlerden sayıyorum.. Siz de hayatınızda bu örneklere bir çoklarını ekleyebilirsiniz elbet..

Günümüzde kadınların artık iş hayatında ve kariyer planlarında etkin bir şekilde rol almasıyla birlikte, günümüz annelerinin çoğunun çocukluğunda yaşadığından farklı bir tablo ortaya çıktı. Ben de dahil günümüz annelerinin bir çoğunun anneleri ev hanımıydı. Ev hayatında ve düzen kurmada mükemmeliyeti sağlayabilmiş, temizlik, yemek, ev düzeni, misafir ağırlama konularında rayına oturmuş düzeni ile önümüzde en büyük rol modelimiz annemiz.. Bu durumun; her ne kadar günde en az 8 saat mesai yapıyor olsak da; üzerimizde baskı oluşturmadığını söyleyemeyiz herhalde.. Yorulmadan her şeye yetişebilmeye çalışma çılgınlığımızı da başka bir sebebe dayandıramıyorum.

Çocukluğumuzda maddi ve manevi ihtiyaçlarımızın baba ve annelerimiz arasında kati sınırları olan bir iş bölümü sonucu karşılandığını söylemek çok da yanlış olmaz diye düşünüyorum. Evin geçimini gerektiğinde ek iş yaparak sağlayan babamız, evin maddi ihtiyaçlarından sorumlu iken; manevi ihtiyaçlarımızdan sorumlu annemiz, pişirdiği ekonomik yiyecekler ve oluşturduğu ertelenebilir ihtiyaçlar planıyla daha az para harcayarak ev ekonomisine katkıda bulunurdu. Tabiki içinizde bu durumun istisnaları vardır, ama çocukluğu 80’lerin sonu 90’ların başına rastlamış, büyükşehirde yaşamayan biri olarak benim çevremde çoğunluk sayabileceğim tablo bu..

Zamanla kadınların iş hayatında aktif rol üstlenmeye başlamasıyla birlikte zihinlerde değişmekte zorlanan bir durum: ”çalışan kadının ev hanımlığı”.. Üzerinize atfedilen ve aslında sizin de çocukluğunuzdan kalan anılarınızla bilinçaltında kendinizden beklediğiniz bir görev.. Bu da beraberinde ev-iş-çocuklar-sosyal ortamlar derken her yere birden yetebilmeye çalışan mükemmeliyetçi, tahammülsüz kadınlara çeviriyor bizi.. Sahi, varoluş olarak ilk önce ”kadınız” ya biz.. Anneliğimizden de önce, bizden beklenen herşeyden önce.. Bu yazımda ”kadın ne bekler?” kısmına hiç değinmeyeceğim, çünkü bu aklı her saniye birşeylerle meşgul olan bir kadın olarak yılda 31.536.000 adet blog gönderisi demek 🙂 Ama bu yazımda kadına dair değineceğim tek şey: ‘kadının ne kadar mükemmel bir varlık olduğu’..

Biz kadınlar, ne dışarıdan bize bakanların gördüğü; ne de kendimize dönüp baktığımızda gördüğümüz kişiyiz. Kadını mükemmel bir varlık yapan; dışardan göründüğü ve içinde kendine sakladığı herşeyin doğru ölçülerde sentezinden oluşması.. İçi kan ağlarken de yüzü gülebilen, sonsuz şefkati yüreğinde barındırabilen, her evladına ayrı bir sevgi besleyebilen… Yorulmak nedir bilmeyen, hep daha fazlası için didinen, kafasına koyduğu her hayali imkanları dahilinde gerçekleştirebilen.. Kendini başka bir varlığa adayabilen, nefesi kadar değer verebilen, evladı için sınır nedir bilmeyen.. Kırılan kolu kanadını yeni içinde saklayabilen, duygu-mantık ikilemini dengeleyebilen, hem fedakar hem cefakar olabilen..

Kadın dediğimiz böylesi muazzam bir varlık iken..

Şimdi siz de dönüp kendinize sormalısınız :”Sadece anne miyim?”

28.07.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir